Fatih Medreseleri

Cemaat İçi Derin Yapılanma (2)


İsmailağa cemaati, İslami değerlere gerçek manada sahip çıkan ve Allah Resulünün hayat tarzını tavizsiz yaşayarak tüm dünyaya örnek teşkil eden bir cemaattir. Ayrıca İslam’a yaptığı hizmetler ile sadece ülkemizde değil dünya çapında da çok sevilen ve takdir gören bir cemaattir.

 

İsmailağa Cemaati, İslam’ın güzelliklerini tüm insanlık ile buluşturarak, bu güzellikleri herkesin istifadesine sunmayı gaye edinmiş, siyasi hiçbir bağlantısı ve emeli olamayan bir cemaattir. Kısacası İsmailağa cemaati, İslamı ve Kur’anı öğreten, toplumsal barışa büyük katkısı olan, kendi halinde bir cemaattir. Peki, ulvi bir amaçla hareket eden ve çok sevilerek takdir toplayan bir cemaatin içindeki bu karışıklığın sebebi ne? Kimler? Hangi sebeple bu cemaatin içini karıştırmak istiyor? Cemaatin içinde karışıklık çıkartmak isteyenlerin asıl hedefi ne? Bu ve buna benzer sorular, yaşanan her karanlık olayda kamuoyunu sürekli meşgul etmektedir.

 

Karanlık hadiselerden anlaşılan o ki ülkemizde provokasyon yaparak topluma yön vermek isteyenler var. Toplumu kendi istekleri doğrultusunda dizayn etmek isteyenler, kötü emellerine ulaşmak içinse çeşitli yollara başvurmaktadırlar. Hedef kitle olarak İsmailağa cemaatini de içine alan bu şer odaklı zihniyet, hedefe ulaşmak için her yolu denemekten asla geri durmamaktadır. Bunun en somut örneği acımasızca işlenen cinayetlerdir. Dilerseniz cemaati derinden etkileyen ve hala aydınlanamayan cinayet olaylarına bir göz atalım.

 

HIZIR ALİ MURATOĞLU HOCA EFENDİ’NİN ŞEHADETİ

 

Mahmud Efendi Hazretlerinin (k.s.) damadı olan Hızır Ali Hoca Efendi, cemaati tarafından çok sevilen ve sayılan bir kişiydi. Dostluk yönü çok iyi olan ve mütevazı bir kişiliğe sahip olan Hızır Hoca Efendi, İnsanlara İslam’ı öğretmekten başka bir gayesi olamayan, kendi halinde bir insandı.

 

is8s5bq1Derin yapının aktörleri, gizli emellerine ulaşmak için cemaat içinde bir karışıklığın çıkartılmasını istiyordu. Cemaatin önde gelen bir isminin katledilmesi, cemaatin kışkırtılması için yeterli bir nedendi. Küfre hizmet edenler, bu kez Hızır Ali Hoca Efendi’yi hedef seçmişlerdi. Hedef artık seçilmişti. Şimdi iş, eylem planını gerçekleştirmeye kalmıştı. Tarih 17 Mayıs 1998’i gösterdiğinde Hızır Hoca Efendi, İsmailağa Camiinde hunharca şehit edildi. Cinayet gerçekleşmişti fakat perde arkası bir türlü aralanamıyordu.

 

15 YILDIR AYDINLANMAYAN CİNAYET

 

28 Şubat darbe sürecinde işlenen Hızır Ali Muratoğlu Hoca Efendi cinayeti, 15 yıl geçmesine rağmen aydınlatılamadı. Cinayeti işleyen katil zanlısı, şahitler tarafından teşhis edilmediği halde tutuklandı. 17 Mayıs 1998’de İsmailağa Camii’nde şehit edilen Hızır Hoca Efendi’nin katili, Adli Tıp Kurumu’nun ‘akli dengesi yerinde değil’ raporu verildiği için 2002’de serbest bırakıldı ve soruşturma bir türlü neticelenmedi.

 

Cemaati kışkırtmak ya da gözdağı vermek için operasyon yapan gizli güçler ise hala ortaya çıkarılmayı bekliyor.

 

Görgü tanıkları, suikastı gerçekleştiren kişinin kaçarken beyaz bir servis aracındaki kişiye bir şey verdiğini ve daha sonra da gözden kaybolduğunu belirtmişti. Bu bilgi suikastçının tek kişi olmadığı, organize bir hareketin parçası olduğu yönündeki şüpheleri kuvvetlendirmesine rağmen, soruşturmada bunun üzerinde hiç durulmadı. Polis, savcı ve mahkeme bu yönde bir araştırma yapmadı ya da yapamadı. ‘Savcı ya da polisi engelleyen bir güç mü vardı?’ sorusu ise hâlâ cevapsız.

 

KATİL ‘BEN YAPMADIM’ DEDİ

 

Zanlının tatbikat için İsmailağa Camii’ne götürülmemesi, olayı örtbas etmek isteyen güçlerin istediği şekilde “Katil suçunu itiraf etti” haberlerinin medyada yer alması, gerçek katil ya da katillerin bulunmasını engelledi. Katil zanlısına “Hocayı niye öldürdünüz?” sorusuna karşılık zanlının gazetecilere “Yok öyle bir şey” şeklinde cevap vermesi de görmezden gelinen önemli bir nokta oldu. Tüm bu karanlık noktaların hala aydınlatılmamış olması, cinayetin 28 Şubat döneminde cemaati kışkırtma ya da gözdağı verme girişimi olduğunu gözler önüne seriyordu.

 

BAYRAM ALİ ÖZTÜRK HOCA EFENDİ’NİN ŞEHADETİ

 u9zs5vr0

Derin yapılanma, 8 yıl aradan sonra aynı kirli oyununu tekrar sahneye koyarak yeni bir cinayet işledi. Kurban edilen ikinci isim; Bayram Ali Öztürk Hoca Efendi oldu.İslami ilimlere ileri derecede vâkıf olan ve cemaat içinde hürmet edilen Bayram Ali Öztürk Hoca Efendi 3 Eylül 2006 tarihinde İsmailağa camii içinde kalbinden bıçaklanarak şehit edilmişti. Yaşanan bu acı hadise, 1998 yılında Hızır Hoca Efendiyi öldürenlerin, İsmailağa cemaatinin peşini bırakmaya niyetli olmadıklarını gösteriyordu.

 

BİR TAŞLA İKİ KUŞ VURMAK İSTEDİLER

 

Suikastı akıllıca planlayanlar, her ayrıntıyı düşünüyor ve öyle adım atıyorlardı. Bayram Ali Hoca Efendiyi şehit eden kişinin olay mahallinde öldürülmesi de bu planın bir parçasıydı. Cinayeti işleyenler, belli ki arkalarında iz bırakmak istemiyorlardı. Cinayetin işlendiği vakit, cami içinde özellikle de ön saflarda yabancı simaların yer alması, bu cinayetinde organize bir iş olduğunu göstermektedir. Cinayet işlenecek ve katil orada öldürülecekti. Bu planla derin yapılanma, bir taşla iki kuş vurmak istiyordu. Hem cemaatin ileri gelen bir Hocası katledilmiş olacak hem de kamuoyuna İsmailağa cemaatine mensup olanların ne denli terör yanlısı olduklarını göstermiş olacaklardı. Hâlbuki cinayeti işleyenlerle, katili öldürenler, aynı yapının bir parçasıydı. Derin yapılanma nihayetinde, cinayeti işledi. Ancak istedikleri amaca gerçek manada ulaşamadılar.

 

CİNAYETLER ERGENEKON DAVASINA GİRDİ

 

Ergenekon Terör Örgütü davasında 22 gün tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen Erol Ölmez’in 10-11 Şubat 2011’de Akit’e yaptığı açıklamalar, İsmailağa’da işlenen cinayetlerin Ergenekon soruşturması kapsamına girmesine neden oldu.

 

Erol Ölmez, Ergenekon Terör Örgütü soruşturması kapsamında 26 Ocak 2008 tarihinde tutuklanmış, 19 Ekim 2009 tarihinde tahliye olmuştu. Erol Ölmez, Fatih-Çarşamba’daki İsmailağa cemaatine sızmaya çalışan ekibin arasında yer aldığı gerekçesiyle tutuklanmıştı. Erol Ölmez, tahliyesinden sonra akit gazetesine verdiği demeçte Ergenekon yapılanması hakkında şaşırtıcı bilgiler vermişti. Ölmez; Ergenekon Terör Örgütü’nün silahlı eğitim yaptığı yerleri, İsmailağa cemaatine sızma girişimlerini, Bayram Ali Öztürk ve Hızır Ali Hoca cinayetlerinin arkasındaki kişileri açıklamış, olayın arkasında Atakurtlar Cumhuriyet Ordusu’nun olduğunu ileri sürmüştü.

 

Erol Ölmez, İsmailağada işlenen cinayetlerinin perde arkasında Patrikhanenin olduğunu söylemişti. Ancak tutukluluk halinde hiçbir bilgi vermeyen Ölmez’in, tahliye olduktan sonra açıklamalarda bulunması da akla şu soruyu getirmişti: Acaba tahliye olduktan sonra aldığı bir talimat doğrultusunda hedef mi saptırmak istiyordu?

 

4 YILDA 3 SAVCI DEĞİŞTİ

 

Fatih Cumhuriyet Savcılığı’nın; Bayram Ali Öztürk Hoca Efendi’nin, 3 Eylül 2006 tarihinde İsmailağa Camii’nde sabah namazının ardından cemaate vaaz ederken bıçaklanarak şehit edilmesinin ardından başlattığı soruşturma, bir türlü davaya dönüşmedi.

 

Cinayet ile ilgili soruşturmayı yürüten savcılığa teknik takip kayıtlarının ve belgelerin eksik iletildiği ortaya çıktı. Üç savcı değiştiren soruşturma, Bayram Ali Öztürk Hoca Efendi’yi katleden Mustafa Erdal’ın cinayet öncesi kimlerle konuştuğu ve kimlerden emir aldığına yönelik telefon kayıtları da incelenmedi.

 

Cinayetin işlendiği İsmailağa Camii’nin çevresindeki dükkân ve Çarşamba Karakolu’nun güvenlik kamera kayıtlarına el konulmadığı gibi katil Mustafa Erdal’ın eşinin dahi ifadesi alınmadı.

 

Bayram Ali Hoca Efendi’ye saplanan bıçağın, iki kaburga arasından geçecek şekilde 180 derece açıyla yatay ve çok profesyonelce saplandığı tespit edilmesine rağmen, profesyonelce bıçak kullanan Mustafa Erdal, meczup ilan edilerek olay kapatıldı.

 

Yazının üçüncü bölümünde “İnsanlığa üstün hizmet ödül törenine neden engel olmak istediler?” başlığıyla devam edeceğiz.

 

 

Fatih Medreseleri
Yorum yapın