Fatih Medreseleri

Osmanlı’nın Anaokulu Sıbyan Mektepleri


osmanli-egitim-28mar2012-baslikOsmanlı'nın Anaokulu Sıbyan Mektepleri

 

4+4+4 eğitim programının konuşulduğu bu günlerde, Osmanlı’da 4+4+4 metodunun uygulandığını hatırlatalım. Fakat rakam eğitime başlama yaşıydı: 4 yıl 4 ay 4 gün.

 

Şimdiki ana okullarının Osmanlıda ki karşılığıdır Sıbyan Mektepleri. Sabi'nin çoğulu sıbyan, "çocuklar" manasına gelir. Bu mekteplerde sabi denilen 5-6 yaşında ki ilkokul öncesi çocuklar eğitim gördüğü için bu adı almıştır. Çocuklara mektebe gidip gelme kolaylığı olması için her mahallede bir tane bulunduğundan, halk arasında "Mahallle Mektebi" denirdi bu okullara. Sıbyan mekteplerinin birçoğu taş binalar olduğu için "Taş Mektep" de denilmişti bir dönem. Bu mektepler umumiyetle camilerin avlusunda, yakınında ya da camilere bitişik tek bir odadan ibaret binalardı. Caminin müştemilatından bir odanın mektep olarak kullanıldığı da mevcut idi. Sıbyan mekteplerinin daima cami çevrelerinde ya da caminin içinde olmasının sebebi; çocukların manevi bir atmosfer içinde dini eğitim almaları ve bunu uygulamalı olarak öğrenmeleriydi.

 

Sıbyan mektepleri tek bir odadan ve tek bir hocadan oluşurdu. Medrese mezunu hocalar, umumiyetle mektebin yanında ki ya da yakınında ki caminin imamı veya müezzini olurlardı. Eğer çocuk sayısı fazlaysa, muallimin yetiştirdiği talebelerinden kendisine yardımcı hoca olarak seçtikleri de ders okuturdu. Bir sıbyan mektebinde ortalama 30 çocuk okurdu. Bu çocuklar her akşam evlerine gitmeden önce mektebi yaptıranın ruhuna fatiha okurlardı.

 

4 YIL 4 AY 4 GÜN

 

Fatih Sultan Mehmed, Sıbyan mektebi muallimlerin medresede eğitim görmüş olmalarını mecbur tutmuş, edebiyat, mantık, geometri, astronomi ve kelam okumayanların sıbyan mekteplerinde ders vermelerini yasaklamıştı. Eğitime verilen önem, Osmanlı'nın son dönemlerine kadar devam etmiştir. Sultan 2. Mustafa, çocukların gerekli dini eğitimi görmeden sanata ya da zanaata verilmelerini fermanla yasaklarken, Sultan 2. Mahmud da çocukların ergenlik yaşına kadar mektebe gönderilmelerini emretmiş, öğrenim çağındaki çocukların esnaf tarafından çıraklığa alınmalarını yasaklamıştı.

 

Mektebe başlama yaşı 4 tü. çocuk, 4 yıl 4 ay 4 günlük olunca amin alaylarıyla, Bed'i Besmele merasimleriyle mektebe başlar, Kur'an, ilmihal, ve ahlak öğrenirdi. Hepsi anaokulu statüsünde olduğu için sıbyan mekteplerine gelen öğrenciler arasında sınıf taksimatı yapılmaz, sadece dersleri aynı seviyede götüren öğrencileri grup grup ayıran muallim, başlarına göre sınıfçıklar oluştururdu. Sıbyan mektepleri sabah namazından sonra açılır, ikindi namazıyla tatil olurdu. Haftanın 6 günü mektebe giden çocuklara Cuma günü tatildi. Şimdiki okullarda olduğu gibi teneffüs yoktu.

 

Zaten buna gerek de yoktu. Zira öğrencilerden bir grup, hocanın karşısında dersini okurken, diğer çocuklar serbest kalırlar, isteyenler kendi aralarında oyun oynarken, isteyen dinlenir, dersine iyi iyi çalışmamış olanlar da dersine hazırlanırdı. Muallim, gürültü yapmaları dışında hiç bir şeylerine müdahale etmezdi. Tek bir teneffüs vardı. Öğle yemeği molası. Bu sırada çocuklar, zaten yakın olan evlerine gider, yemeklerini yiyip namazlarını kılar, tekrar mektebe koşarlardı.

 

KUR'AN-I HATMEDEN MEZUN OLURDU

 

Sıbyan mekteplerinde okutulan dersler: Elifba (alfabe), Kur'an, tecvit, yazı, ilmihal, hesap (matematik). Sonradan tarih ve coğrafya da eklenmişti. Şimdinin anaokulları olan sıbyan mekteplerine giden Osmanlı çocukları, Kur'an'ı hatmettikten sonra mezun olabilirlerdi ancak. Bu da gösteriyor ki Osmanlı halkından Kur'an okumayı bilmeyen hiç kimse yok. Hem de ilkokula gitmeden önce öğreniyorlardı Kur'an okumayı. Okulun süresi, talebenin çalışkanlığı ve kabiliyetine bağlıydı. Hatim indiren öğrenciler için mezuniyet merasimi yapılırdı. Bu merasim tıpkı mektebe başlama esnasında yapılan amin alayı gibi görkemli olurdu. Yani mektebe başlama ve mektebi bitirme hep eğlenceli ve görkemli merasimlerle kutlanırdı Osmanlı'da.

 

DEVLET EĞİTİME KARIŞMAZDI

 

Sıbyan mektepleri ücretli idi. Bu ücret velilerden alınır, devlet asla müdahale etmezdi. Fakat bu ücret illaki akça (para) olmak zorunda değildi. Velilerin imkanı nispetinde bazen yiyecek, bazen giyecek, bazen de ev eşyası dahi ücret sayılırdı. Hatta kurban bayramı yakınsa, mektebin muallimine veliler tarafından süslenmiş bir koç hediye edilirdi. Çocuğun tahsil derecesi yükseldikçe, muallime bir hediyeyle teşekkür edilmesi adettendi. Ayrıca okulun ısınma ve diğer giderlerini veliler karşılardı. Fakir çocuklar ile öksüz ve yetimler için kurulmuş vakıflar vardı. Kimsesiz ve fakir çocuklara her yıl "kapama" adıyla elbise ve ayakkabı almaları için ödenekler ayrılır, belli zamanlarda harçlık dağıtılır ve günde iki öğün de yemek verilirdi. Hatta zaman zaman muallimler ve talebeleri, Paşa kapısına (Babıali) davet edilip etli pilav ve zerde hoşafı ziyafetleri çekilir, muallimlere hilatlar giydirilerek hediyeler verilir, talebelere de harçlıklar dağıtılırdı.

 

İlginç bir ayrıntı da; sıbyan mektebi muallimlerinin halkın arasına karışıp oturamamalarıydı. Kahvehanelerde ya da esnaflarla dükkanların önünde, çay ocaklarında oturup sohbet etmeleri hoş karşılanmazdı. Hocalığın ve ilmin izzetini korumak için avamın atasına karışmamaları gerekiyordu.

           

Bir diğer ilginç ayrıntı ise; sıbyan mektebi muallimlerinin mahkemede şahitliklerinin edilmeyişiydi. Zira çocuklarla uğraşmaktan çocuk fıtratı oluşabilir ya da fazla merhametli, fazla duygusal davranabilirlerdi. Terbiye ve ahlaka çok önem verilen sıbyan mekteplerinde, daha o yaşta iken nerde nasıl davranılacağı bütün teferruatıyla öğretilirdi.

 

AMİN ALAYI

 

Mektebe başlayan çocuk için yapılan ve "Amin Alayı" denilen merasimde, şölenler, ziyafetler verilir, muallime hediyeler takdim edilir, mektepteki çocuklara da şekerlemeler, simitler şerbetler, lokumlar dağıtılırdı. Mektebe başlayan çocuk, tıpkı bir sünnet çocuğu gibi süslenir, yepyeni elbiseler giydirilir, altınlar, mücevherler takılır, sırmalı cüz ve alfabe kılıfı boynuna asılırdı. Mektebin çocukları, mektebe yeni başlayacak çocuğun evine gelirler, ilahilerle, aminlerle çocuğu akrabalarınında katıldığı bir törenle alıp mektebe götürürlerdi.

 

Fatih Medreseleri
Yorum yapın
    1. Emekli öğretmen Ankaralı Ali diyorki;

      Mevla hakkıyla egitim sistemimizi kendisine uygun eylsin.4+4+4 Mevlamızın ölçüsünde eylesin. ( Âmin )