Medine Mescidi'nde İlk Teravih Namazı | Fatih Medreseleri 1986'dan beri hizmetinizde...

escort izmir escort bursa izmir seksi escort escort istanbul escort antalya escort izmir izmir escort bursa escort bursa bayan escort avcilar escort gaziantep escort istanbul escort kadiköy escort

Fatih Medreseleri

Medine Mescidi’nde İlk Teravih Namazı


Bütün âlemleri yoktan var eden, varlığından haberdar eden, sayılamayacak derecede nimetlerini bizlere ikram eden ve bizleri Şaban ayına ulaştıran Rabbimize sonsuz hamdü senalar olsun.

 

Kâinatın Efendisi, “Habibim Sen olmasaydın, bu kâinatı yaratmazdım” sözünün muhatabı olan Peygamberler Peygamberi, Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’nın üzerine salât ve selam olsun.

 

Sevgili Yeni Duruş okuyucuları! Bu ayki sayımız da sizlere Teravih Namazının öneminden bahsedeceğiz inşallah.

 

Ramazan ayında yatsı namazından sonra kılınan namaz, “Teravih” kelimesi Arapça, “Terviha”nın çoğuludur ve “oturmak, istirahat etmek’” anlamına gelmektedir.

 

Teravih namazı, her dört rekâtın sonunda oturulup biraz dinlenildiği için, bu adı almıştır.

 

Teravih namazı, kadın erkek her Müslüman için Sünnet-i Müekkede’dir.

 

Teravih, orucun sünneti değil, vaktin sünnetidir. Bir mazereti dolayısıyla oruç tutamayanlar da teravih namazı kılarlar.

 

Ramazan gecelerini ihya etmek için kılınan Teravih namazı, Kur’an’da zikredilmemektedir. Fakat hakkında çok sayıda hadis rivayet edilmiştir. Ebu Hureyre’nin naklettiği bir hadise göre Resulüllah (s.a.v), Ramazan gecelerini ihya etmeyi teşvik etmiş, fakat bunu kesin olarak emretmemiştir. Bu konuda; “Her kim inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek Ramazan’ı ihya ederse, geçmiş günahları bağışlanır” diye buyurmuştur.

 

Hadis âlimlerinden En-Nevevî, Hz. Muhammed (s.a.v)’in ashabına Ramazan ayını ihya etmeyi vacip kılmadığını, fakat mendup olarak emredip teşvik ettiğini, İslâm âlimlerinin de bunun mendup olduğunda ittifak ettiklerini kaydetmektedir.

 

En-Nevevî, “Ramazanı ihya etmenin, teravih namazını kılmakla hâsıl olduğunu” da zikretmektedir. Bu açıdan Hz. Muhammed (s.a.v)’in, “Her kim Ramazan’ı ihya ederse” sözü, “her kim geceleri namaz kılarak Ramazan’ı ihya ederse” şeklinde anlaşılmalıdır. Nitekim Abdurrahman bin Avf’ın naklettiği bir hadiste Hz. Muhammed (s.a.v); “Şüphesiz Allah! Ramazan orucunu farz kıldı. Ben de Ramazan gecelerini ihya etmeyi sünnet kıldım. Her kim inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek Ramazan’ı oruçla, gecelerini namazla ihya ederse, anasından doğduğu gün gibi günahlarından temizlenmiş olur” buyurmaktadır.

 

Resulüllah (s.a.v) Ramazanda mescitte gece bir namaz kıldı. Sahabenin çoğu da onunla birlikte o namazı kıldı. İkinci gece yine aynı namazı kıldı. Bu kez O’na tabi olarak aynı namazı kılan cemaat daha fazla oldu. Üçüncü gece Hz. Muhammed (s.a.v) mescit’e gitmedi. Orayı dolduran cemaat onu bekledi. Resulüllah (s.a.v) ancak sabah olunca mescide çıktı ve cemaate şöyle buyurdu:

 

“Sizin cemaatle teravih namazını kılmaya ne kadar arzulu olduğunuzu görüyorum. Benim çıkıp, size namazı kıldırmama engel olan bir husus da yoktu. Ancak ben size, teravih namazının farz olmasından korktuğum için çıkmadım.” (Buhari, Teheccüd, 57)

 

Ebu Zer (r.a)’den nakledildiğine göre, Resulüllah (s.a.v) Ramazan ayının sonuna doğru bazı gecelerde ashabına, gecenin üçte birini geçinceye kadar teravih namazını kıldırmıştır.

 

Ebu Hureyre (r.a)’nin naklettiği bir başka hadiste de Resulüllah (s.a.v)’ın Ramazan ayında, ashaptan bir grubu, Ubey bin Kab (r.a)’ın arkasında cemaatle namaz kılarken gördü ve “Doğru yapıyorlar, yaptıkları şey ne güzeldir” diyerek tasvip ettikleri haber verilmiştir.

 

Yine Hz. Aişe validemiz, Hz. Peygamber (s.a.v)’in kıldığı teravih namazı hakkında şu bilgileri vermiştir; “Allah’ın elçisi ne Ramazanda, ne de diğer zamanlarda on bir rekâttan fazla namaz kılmazdı. Dört rekât namaz kılardı ki, güzelliği ve uzunluğunu anlatamam! Nihayet üç rekât daha kılardı. Bir defasında, Ey Allah’ın Resulü! Vitir namazını kılmadan uyuyor musun? diye sorduğumda; “Ey Âişe! Benim gözlerim uyur, fakat kalbim uyumaz” buyurdu. (Buhari, Teheccüd, 125)

 

Hanefilere göre, teravih namazının rekât sayısı Hz. Ömer (r.a)’in uygulamasına dayanır. Hz. Ömer, Mescid-i Nebevi’de halifeliğinin son zamanlarında teravih namazını yirmi rekât olarak kıldırdı. Dört halife devrinden sonra da kimse teravihin yirmi rekât olarak cemaatle kılınmasına karşı çıkmadı. Âlimler bu hususta Hz. Muhammed (s.a.v)’in şu hadisine göre hareket etmişlerdir; “Benden sonra benim sünnetimden ve raşit halifelerin sünnetinden ayrılmayın.”

 

Diğer yandan Abdullah bin Abbas (r.a)’ın Ramazan ayında teravih namazını yirmi rekât olarak kıldığı ve arkasından da üç rekât vitir namazını kıldığı rivayet edilmiştir. İmam Ebu Hanife’ye Hz. Ömer (r.a)’in bu hususta yaptığı uygulama sorulunca, şöyle demiştir; “Teravih namazı hiç şüphesiz müekked bir sünnettir. Hz. Ömer, bu namazın cemaatle ve yirmi rekât kılınmasını şahsi bir içtihadı ile yapmadığı gibi, bir bidat olarak da emretmemiştir. O, kendisinin bildiği şer’i bir esasa ve Hz. Muhammed (s.a.v)’in bir vasiyetine dayanarak böyle yapmıştır.”

 

Yukarıda işaret edildiği gibi, teravih namazı erkek ve kadınlar için Sünnet-i Müekkede olarak kabul edilmektedir. Hz. Peygamber (s.a.v) bir hadiste; “Allah size Ramazan orucunu farz kılmıştır, ben de size gece namazını (teravihi) sünnet kıldım” diyerek buna işaret buyurmuştur.

 

Teravih namazı, Ramazan ayına mahsustur. Vakti, tercih edilen görüşe göre, yatsı namazından sonradır, sabah namazının vaktine kadar devam eder. Vitir namazı teravih namazından sonra kılınır. Ancak teravih namazından önce kılınmasında da herhangi bir sakınca yoktur. Ancak teravih namazı yatsı namazından önce kılınmaz. Kılındığı takdirde, iadesi gerekir. Bu namazın gece yarısından veya gecenin üçte birinden sonraya tehir edilmesi müstehaptır.

 

En sağlam görüşe göre, teravihte cemaat olmak Sünnet-i Kifâyedir. Yani bir mescitte hiç kimse teravihi cemaatle kılmazsa, hepsi günahkâr olur. Teravih namazı tek başına kılınabilir. Fakat cemaatle kılınması daha faziletlidir. Teravih namazına, yarısında yetişen kimse, önce yatsı namazının farzını kılar ve daha sonra teravih namazını kılmak için imama uyar. Eksik kalan teravih rekâtlarını, daha sonra kendisi tamamlar. Hatim ile teravih namazını kılmak sünnettir.

 

Teravih namazının kazası yoktur. Bilindiği gibi farz ve vacip namazlar kaza edilirler. Teravih namazını, her iki rekâtta bir selâm vererek on selâm ile bitirmek daha faziletlidir. Dört rekâtta bir selam vermek de caizdir.

 

Teravih namazını kılarken, iki rekâtta bir selâm verilse, normal olarak akşam namazının iki rekât sünneti gibi ve dört rekâtta bir selâm verilse, yatsı namazının dört rekât sünneti gibi kılınır. Başlarken ve her iki rekâtın başında “Sübhaneke”, “Euzü besmele” ve her oturuşta “Et-Tahiyyatü” ile “SalliBarik” duaları okunur. Cemaatle kılınınca, cemaat hem teravihe, hem de imama uymaya niyet eder. İmam teravih namazını sesli olarak kıldırır.

 

Teravih namazı, diğer namazlara nispetle biraz seri kılınır. Ama bu, harflerin mahreci anlaşılmayacak şekilde bozuk bir telaffuzla kılınabilir anlamına gelmez. Bu bakımdan teravih namazının normalin dışındaki bir şekilde acele kılınması mekruhtur. Namazın rükünlerini yerine getirirken de acele edilmez. Kelimeleri tane tane okumak, mahreçlere dikkat etmek ve rükünleri gerektiği gibi yerine getirmek gerekir.

 

TERAVİH NAMAZININ FAZİLETLERİ

1. gün: Annesinden yeni doğmuş gibi günahlarından arınır.

2. gün: Kendisi, anne ve babası mümin ise günahları bağışlanır.

3. gün: Arşın altında bir melek gelip şöyle nida eder; “Amelin temize çıktı.”

4. gün: Yüce Allah ona Mescid-i Haram’da ve Mescid-i Nebevi’de kılınan namazların sevabını ihsan eder.

5. gün: Onun için verilecek mükâfat Zebur, Tevrat, İncil ve Kur’an-ı Kerim’i okuyan kimsenin sevabı gibidir.

6. gün: Yüce Allah ona Beyti Mamurede (Meleklerin kıblesi) tavafedenin sevabını ihsan eder, her taş ve kiremit dahi onun bağışlanması için dua eder.

7. gün: Musa (a.s)’ya yetmiş Firavun’a karşı yardım etmiş sevabı verilir.

8. gün: Allah-u Teala ona dünyanın ve ahiretin hayatını nasip eder.

9. gün: Allah-u Teala ona dünyanın ve ahiretin hayrını nasip eder.

10.gün: Hazreti Peygamberin ettiği ibadet gibi yapmış olduğu ibadet kabul olunur.

11.gün: Ölecek olursa dünyada annesinden doğduğu gibi vefat eder.

12.gün: Kıyamet günü her türlü kötülükten emin olarak gider.

13.gün: Kıyamet günü gelir ki, yüzü ayın on dördü gibi parlar.

14.gün: Melekler gelirler ve Teravih namazını kıldığına şahitlik ederler.

15.gün: Arşı taşıyan melekler onun bağışlanması şanında salât okurlar.

16.gün: Allah-u Teala o kimsenin cehennem ateşinden kurtulduğuna dair beraat fermanı yazar.

17.gün: Kendisine peygamberlerin sevabına denk sevap verilir.

18.gün: Bir melek şöyle seslenir; “Ey Allah’ın kulu, Allah senden, annenden ve babandan razı oldu.”

19.gün: Kendisine şehitlerin ve salih kulların sevabı kadar sevap verilir.

20.gün: Allah-u Teala onun Firdevs cennetindeki derecesini yükseltir.

21.gün: Allah-u Teala onun için cennette nurdan bir bina yapar.

22.gün: Kıyamet günü her türlü gam ve kederden emin olur.

23.gün: Allah-u Teala ona cennette bir şehir kurar.

24.gün: Onun için yirmi tane makbul dua vardır.

25.gün: Allah-u Teala ondan kabir azabını kaldırır.

26.gün: Allah-u Teala onun için kırk yıllık amel sevabı vardır.

27.gün: Ona sırat köprüsünü çakan şimşekler gibi geçme ihsanı verilir.

28.gün: Allah-u Teala onun cennetteki derecesini bir kat artırır.

29.gün: Allah-u Teala ona makbul bir hac sevabı verir.

30.gün: Allah-u Teala şöyle buyurur; “Cennetimdeki meyvelerden ye, Selsebil suyundan yıkan, Kevser şarabından iç, Ben senin Rabbinim, sende Benim kulumsun.”

Rabbim bu faziletlere nail olmayı tüm İslam âlemine nasip eylesin. Bir daha ki sayımızda görüşmek üzere sizleri Yüce Yaradana emanet ediyorum. “Ya Rabbi! Recep ve Şaban’ı bize bereketli kıl, Bizi Ramazan-ı Şerif ayına ulaştır” Âmin.

17440072013

Yorum yapın