Kudüs, İslamın Başkentidir | Fatih Medreseleri 1986'dan beri hizmetinizde...

escort izmir escort bursa izmir seksi escort escort istanbul escort antalya escort izmir izmir escort bursa escort bursa bayan escort avcilar escort gaziantep escort istanbul escort kadiköy escort

Fatih Medreseleri

Kudüs, İslamın Başkentidir


Önceki gün Amerika Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak ilan ederek, Amerikan büyükelçiliği’nin Telaviv’den Kudüs’e taşınması için hazırlıklara başlanılması kararını verdiğini açıkladı.

Büyük Şeytan Amerikanın bu kararı almasında İsrail’in olduğu kadar, bu karara zemin hazırlayan ve “İsrail dostumuz ve kardesimiz, Amerika ise agabeyimiz.İsraille savasmak caiz degil ancak Filistinliler terörist düşmanımızdır.” diyenlerin yüzde yüz dahli tesiri vardır. Suudi Arabistan’ın, Mısır’ın, Birleşik Arap Emirlikleri’nin doğrudan bu kararda desteği olmuştur. Bilumum Yahudi Maşası, ülkesinin ve dininin yabancısı Siyonist İsrail Köpeği olmuş liderler bu kararın alınmasında başat aktörlerdir.

Bakmayın siz onların uykulu gözlerle esnerken ağızlarından çıkan söz formatında: “Amerika’nın bu kararı bizi üzer” şeklindeki açıklamalarına.. Aslında onlar bu ifadeleriyle müslümanların gazını almak ve direniş ve kıyamına engel olabilmek için böyle söylüyorlar.

Araplar birbiriyle çekişmekten ; siyonizme karşı tek bir cephe oluşturmaya fırsat bulamıyorlar. Müslüman ülkeler, müslüman ülkelerle değil; İsrail , Amerika ve Batı ile daha iyi anlaşıyor. Müslüman, terörist ve düşman, siyonist ise dost ve kardeş  kabul ediliyor. O yüzden İsrail hiçbir şeyden çekinmiyor.

İsrail hiçbir şeyden çekinmiyor.Çünkü karşısında korkacağı bir müslüman yok. Milyonlarca müslümanın ortasında küçücük bir azınlık olan İsrail, tabiri caizse hepsinin sırtına binmiş onları istediği gibi güdüyor.

Kudüs ile alakalı asıl islam aleminden gelmesi gereken tepki Vatikandan gelirse belki bir şeyler olur beklentisi içindeyiz. Halbuki bilmemiz gereken şey;  Kudüs Davası; sadece Arabın, Acemin, Filistinlinin meselesi değil, tüm ümmetin ortak meselesidir.

Kudüs davası, sadece Arabın,Acemin Filistinlinin meselesi değil, tüm dünya müslümanlarının ortak namusu ve harîmi İsmeti davasıdır.

Kudüs bizim ilk kıblemiz , 400 yıl boyunca kesintisiz bir barış ve huzurla yönettiğimiz kadîm şehrimizdir .Kudüs, nice peygamberlerin peygamberlik vazifelerini ifa ettikleri, İsra ve Miraç olayının gerçekleştiği ve Peygamber aleyhisselatu vesselam efendimizin bize müjdesi ve emanetidir.

Kudüs, İslam’ın başkentidir. Kudüs davası ise İslam aleminin kırmızı çizgisidir.

Yeryüzünde tek bir müslüman kalıp, o son  müslümanda son nefesini verinceye kadar Kudüs bizimdir.

Kudüs’e sahip çıkmak, Mekke’ye sahip çıkmaktır. Medine’ye sahip çıkmaktır. İstanbul’a sahip çıkmaktır.Kudüse sahip çıkamazsak; Mekkeyi de , Medineyi de , İstanbulu da kaybederiz.

Kudüs davasından vazgeçmek ise Mekke’den Medine’den İstanbul’dan vazgeçmek demektir.

Kudüs’ün İsraile başkent ilan edilişi, İslamın kutsal değerlerine yönelik 15 Temmuz darbesidir. Siyonistlerin ve haçlıların topyekün islamın bütün  kutsallarını çiğnediklerinin ilanıdır.

15 Temmuz nasıl ki vatanımıza,milletimize,bayrağımıza ve namusumuza yönelik darbe girişimi ise Kudüs’ün İsrail için başkent ilanı da tüm ümmetin ve  İslam aleminin harîmi ismetine yönelik 15 Temmuz darbe girişimi demektir.

Hedef sadece Kudüs değildir ! Hedef İstanbul’dur ! Mekke’dir ! Medinedir !İslamın ve müslümanların tamamının imha edilmesidir !.

Rabbimizin İsra suresindeki Mescidi Aksa’nın ve etrafının Allah katındaki kutsalligina işaret etmesi; her asırdaki müslümanlara ve bugün bizlere bu kutsal bölgeyi muhafaza etmemiz gerektiğine ve her türlü düşman istilasından Kudüs Haremi Şerifini  korumamızın üzerimize borç olduğuna işaret içindir.

İlahi hikmet; bugünün müslümanına yani hepimize bu mukaddes yerleri işgal etmiş bulunan yahudi ve hıristiyanlar karşısında korkmamamıza, onlara karşı perişan bir vaziyette gevşekliğe düşmemize ve onları Haremi Şeriften  temizleyerek tekrar o mübarek mekanları eski sahipleri olan temiz müminlere iade etmemiz gerektiğine işaret etmektedir..

Manzara ne kadar feci olursa olsun, kimler hangi hesabı yaparsa yapsın, hesap yapanların üstünde hesapları bozan Rabbimiz var. Ancak O’nun hükmü geçerlidir. Gecenin en karanlık ânı, sabaha en yakın olduğu andır ve her gecenin bir nurlu sabahı vardır.

İnanıyoruz ki zulmün kemalini bulduğu bu dönemde o nurlu sabah  yakındır.

Ve zafer İslam’ın olacaktır.

Yorum yapın