patent
İnşallah Gelen Gideni Aratmaz | Fatih Medreseleri 1986'dan beri hizmetinizde...
Fatih Medreseleri

İnşallah Gelen Gideni Aratmaz


haber290120131529bas

Fatih Medreseleri Kavacık Genel Merkez de Heyet toplantısı düzenledi. Toplantı sonrası sorulan sorular üzerine Masum Bayraktar Hoca Efendi bazı önemli açıklamalarda bulundu.

 

Bakanlar kurulunda yapılan değişikliklerde bizleri ve tüm halkımızı yakinen ilgilendiren en önemli konulardan birisi de “Eğitim” ve “Milli Eğitim Bakanlığı” hususudur.

 

Halk arasında meşhur bir ifade vardır, “Gelen, gideni aratır” diye. Bakalım görevi devralan yeni Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı “halkımızın isteklerini görebilecek ve bu taleplere karşılık verme başarısını gösterebilecek mi?”

 

Bizler STK’lar ve bütün kamuoyu gibi yeni bakanın icraatlarını yakinen takip ediyor, yüksek performans göstermesini temenni ediyoruz.

 

Halef-selef olarak eski Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in yapmadığı veya yapamadığı, halkın hassasiyetlerine kulak vermediği çok önemli konular (başörtüsü, dini eğitim, hafızlık, zorunlu eğitim) gibi hususlarda yeni bakanımız ne gibi yenilikler getirip bu milletin sırtında kambur olan yükleri ve engellemeleri kaldıracak mı yakinen takip etmekteyiz.

 

Yeni Bakandan beklentilerimize dair birkaç önemli hususa dikkat çekmek isterim;

 

1-) Halkımızın eğitime dair beklentileri hala sürmektedir. İlk icraat olarak, “Milli Eğitim Mevzuatı” kökten değiştirilmeli. Yasanın 2. Maddesinin 1. Fıkrası; “Türk Milli Eğitiminin genel amacı, Türk Milletinin bütün fertlerini, Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı” olarak, “Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmektir.” İşte bu madde değiştirilerek, eğitim-öğretim, “Atatürk inkılap ve ilkeleri”nin ve özellikle de “Laiklik”in baskı ve kayıtlamasından kurtarılmalıdır. Gelinen şu noktada eski eğitim düzeninin bu zamanda işlevliğini kaybettiği ve yeni eğitim sistemiyle gençliğin ufkunun açılması gerektiği açıkça ortadadır.

 

Ancak yeni eğitim düzenine geçilme aşamasında özellikle halkımızın beklentilerine kulak verilmeli ve getirilecek yeni düzenlemelerle geleceğimiz kurtarılmalı, öyle bir sistem olmalı ki, yetişen gençliğimiz vatanına, milletine, anne ve babasına, dinine, mukaddes emanetlerine, namusuna ve ırzına sahip çıkacak niteliklerde yetiştirilmelidir.

 

Bizler Fatih Medreseleri önderliğinde 21 STK ile beraber hazırlayıp meclise sunduğumuz anayasa taslak çalışmasında “eğitim” konusunda kısaca şöyle teklifte bulunduk;

 

“MADDE 42- Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Eğitim ve öğrenim hakkı kişinin kendisine bağılıdır. Eğer çocuk ise velisinin tercihine bağlı olarak düzenlenir. Kız ve erkeklerin ayrı okullarda ders görmeleri ve kız öğrencileri bayan öğretmenlerin, erkek öğrencileri de erkek öğretmenlerin okutması gerekir. Devlet, maddî imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar. Devlet, durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır.”  

 

2-) Eğitim bir milletin olmazsa olmazıdır. Çünkü Yüce Rabbimizin ilk emri “Oku” ifadesidir. Ancak “oku” ifadesinin açılımı; “Seni yaratan Rabbinin adıyla oku”dur. Devlet olarak zorunlu eğitimle senelerdir gençliğimize ne ilimler okutuldu, neler öğretildi. Bu ilimlerden Mevla’mız ve peygamberimiz razı mıdır? Bugüne kadar geçmişimizi masaya yatırmalı ve kendimizi hesaba çekmeliyiz. Dini eğitim konusunda bugüne kadar ne adımlar atıldı? Her sene milyonlarca cilt kitaplar devlet eliyle bastırılıp ücretsiz olarak dağıtılıyor bu hizmet güzel ancak bu dağıtılan kitaplarda “besmele” dahi yok iken, okullarda evlatlarımız “Allah ve Peygamber” sevgisinden mahrum bırakılıyorken, gençliğimiz ve geleceğimiz gözlerimizin önünde dinden, imandan, Allah’tan ve Peygamberden bihaber yetiştiriliyorken bizler nelerle meşgul oluyoruz ve bu konulara niye eğilmiyoruz? Bu gençlerin vebalini kim üstlenecek? Bunun hesabını yarın mahkeme-i kübrada nasıl veririz? Mevla Teala gençliğimizi muhafaza etsin ve yetkililerimize de bu konuda hassasiyet ikram eylesin.

 

3-) “Dini eğitim sorunu” diye bir sorun kalmamalı. Hatta eğitimin ana ilkelerinin başında “toplumun inanç değerleri” yer almalı. Dini eğitim, “eğitimin ruhu”nu teşkil etmelidir. Bunun yanında özellikle dini eğitimin verildiği yerlerden bu milletin olmazsa olmazı olan “medreseler” asli fonksiyonunu haiz olarak yeniden faaliyete geçirilmeli, medreselerin önündeki engeller kaldırılmalı, medresede okuyan ve hafızlık yapan öğrencilerin yetkili bakanlık tarafından belli konularda takip edilerek öğrencilerin medresede geçirdikleri ve hafızlık yaptıkları zamanlar “zorunlu eğitim süresi”nden sayılmalı ve sınavlarla öğrencilere diplomaları verilmelidir.

 

Bunun örneği mevcuttur; “Diyanet İşleri Başkanlığı” özel medreselerde yetişen hafızları imtihana tabi tutarak başarılı olanlara “Hafızlık Diploması” vermektedir.

 

Milli Eğitim Bakanlığı da medreselerde eğitim gören talebeleri belli müfredatlar çerçevesinde imtihana tabi tutarak başarılı olanlara diplomalarını vermelidir. Önemli olan yarınımızın geleceği olan yavrularımızın dini bütün olarak yetişmesi değil midir?

 

Dini eğitimden mahrum bırakılan bir gençlik, ne dünyasını nede ahiretini kazanabilir. Hem hafız hem profesör neden olmasın? Hem hafız, hem avukat, hakim veya savcı neden olmasın?

 

Ecdadımız medreselere son derece sahip çıkmış ve asırlar boyu dünyaya hükmetmişlerdir. İşte bunun için medreselerin önündeki engeller kaldırılmalı hafızlık ve hocalık sisteminin önü açılmalıdır.

 

4-) Öğretmenlerin ve öğrencilerin başörtüsü sorununu giderecek bir “genelge” yayımlayıp başörtüleriyle derslere girebilmelerini sağlamalı ve bu konuyu net bir çözüme kavuşturmalıdır.

 

5-) Eğitimin kalitesi artırılmalıdır. Öncelikle eğitmenlerin yeterlilikleri sıkı kurallara bağlanıp takip edilmeli, öğretmen açığı kapatılmalı ve öğrencilerin sınıfları derslikler çoğaltılarak makul bir sayıya ulaşmalıdır. Bir öğretmenin eğitim verebileceği kaldırabileceği kapasite bellidir. 50-60 kişilik sınıflar artık olmamalıdır. Kız-erkek karma eğitim bir an önce son bulmalı ve hatta kızlarla erkeklerin okulları ayrılmalıdır.

 

Bu ve bunun gibi hayati önem taşıyan konularda bakalım yeni Milli Eğitim Bakanımız selefinin izinden gidip genel geçer rutini mi sürdürecek, yoksa gerçek bir “eğitim devrimi” yaparak tarih mi yazacak.

 

Yeni görevinde Milli Eğitim Bakanımıza başarılar diler, Allah ve Resulünü memnun edecek çalışmalar yapmasını niyaz ederiz diyerek Hoca Efendi sözlerini tamamladı.

 

 

haber290120131529

Fatih Medreseleri
Yorum yapın