patent
Fitne ve İftira (1998-2013) | Fatih Medreseleri 1986'dan beri hizmetinizde...
Fatih Medreseleri

Fitne ve İftira (1998-2013)


fat02012013

17 Mayıs 1998 pazar sabahı İsmailağa camiinde bir şehit yatıyordu! Camiinin duvarları ağladığı gibi, bütün ihvanların ağladığı gibi yeryüzü de ağlıyordu.

 

Efendi Hazretlerimizin (k.s.) damadı hocamızın hocası ve bizlerin hocası Hızır Efendi (k.s.)

hocamız şehit edilmişti.

 

O güne kadar yaklaşık 10 yıl Çukurbostan camiinde imamlık vazifesi yanı sıra

talebe okutur, Arapça dersleri ve Kur’an dersleri verir, yine camide belli akşamlar cemaate sohbetler verir idi.

 

Hızır Efendi (k.s.) şehit olduktan sonra Çukurbostan camiinde bir boşluk oluştu. O zaman Efendi Hazretleri (k.s.) bizzat şu anda Fatih Medreseleri Genel Başkanı olan Masum Bayraktar hocamızı bu camide vazife yapması için görevlendirdi.

 

Daha öncesinde Hızır Efendinin (k.s.) sohbet yaptığı günleri doldurmak maksadıyla sırasıyla Büyük Bayram hoca, şehit Bayram Ali Öztürk hoca, Abdulmetin Balkanlıoğlu Hoca gibi cemaatimizin güçlü sesleri sohbetlere devam etti. Ancak bu güzel olsa da kısa sürdü ve istenen verim alınamadı. Bu sohbetlere Masum hocamız devam etti ve neticede çok genç ve kalabalık bir cemaat oluşmaya başladı. Çok hızlı bir şekilde Efendi Hazretlerimizin (k.s.) “her mahalleye bir kız bir erkek medresesi açın” sözü ile beraber medrese çalışmaları yapılmaya başlandı.

 

işte tam bu çalışmaların hızlandığı sırada cemaatinde kalabalıklaşması ile şeyhliğini ilan etti iftirası atılıp aleyhte provokasyon yapılmaya başlandı, O zaman hatırlıyorum bu iftiranın baş aktörleri vardı. Kendini sultan zanneden onun için bize bakın dedi bu ileride şeyhlik iddiasında bulunacak. Nitekim bu aktör 4 veya 5 sene sonra bu iddiasını fiiliyata döküp peygamber bana bu işi verdi diyerek iddiasını ortaya koydu. O dönem Efendi Hazretleri (k.s.) bütün camianın hocalarını toplayarak bizâti kendi ağzı ile vazifelerinden alındığını ilan etti ve işin bir tarafı bu kişinin bu konusu hiç gündem yapmadığı gibi ertesi gün hocamıza yapılan iftiralar fitneler patlak verdi. Vahdedi Vücutçu bunlar, sakata geldiler, dinden çıktılar gibi kimsenin bilmediği ifadeler çıkardılar. işin acı tarafı ne biliyor musunuz? Bunları söyleyen kelli felli hocalar.

 

Bu meseleyi bir insan benimsese dahi batıl bir görüş değildir. Bu görüş İmam-ı Rabbaninin Şeyhül Ekber diye bahsettiği Muhittin Arabi’ye aittir ki hocamız asla bu görüşte değildir. Aksine Vahdeti şuud görüşüne sahiptir. Düşüne biliyor musunuz, insanın ne konuştuğu, ne dediği belli değil, ne okumuş ilmi bilgisi ne?

 

Biz kimseyi kınamak hakir görmek için bunları yazmıyoruz. Fitneye mahal vermek için yazmıyoruz. Bilakis insanlar fitneden kurtulsun birlik ve beraberlik pekişsin Müslüman olan ihvan kardeşler birbirini sevsin. Ne buyuruyor Peygamber Efendimiz (s.a.v); “Siz cennete giremezsiniz iman etmedikçe gerçek manada iman edemezsiniz birbirinizi sevmedikçe”

 

Bu şuurla hareket etme gayretindeyiz. Ne olur biraz şuur ve düşünceye davet ediyoruz. Bilmeden, anlamadan körü körüne bir ifadeye bakıp Kur’an’a çaktırmadan engel olunuyor, İslam’a engel olunuyor, hizmete engel olunuyor.

 

Birde bilmeyenlere söyleyelim, bu kapıda kovmak yok, kovmak var diyen Nakşibendi (k.s.), Efendi Hazretlerine (k.s.) tarikata iftira etmiş olur.

 

İhvan önce bunu bilmelidir. Hiç kimsenin davası Ahmet, Mehmet davası değil. Bu dava Allah’ın, Resulünün, Efendinin davası. Kendimize gelelim, Allah aşkına bırakalım bu fitne ve iftiralara alet olmaları.

 

Bizler köle olmalıyız, efendi değil. Birileri gidip Efendiye noter tastikli şeyhlik istiyor, hocaya fitne yapılıyor niye aman bu mevzu konuşulmasın unutulsun. Birilerinin bir şeyleri çıkıyor yüklenin Masum hocaya. Nasılsa malzeme var elde, vurun abalıya. Yakışır mı bu Müslümana, ama şunu bilin ki, her iftira ve her fitneye rağmen herkese hakkını helal edip kendisine zulüm edenlere ve bu zulme ortak olanlara dua ediyor. Herkes bir şeyler konuşuyor, bir şeyler anlatıyor fakat biz çok şey yaşıyoruz ve çoklarının kimlerin ne olduğunu iyi biliyoruz.

 

Biz Müslüman olmamız hasebi ile Allah’tan başka kimseye hesap verme gibi bir durumumuz olmadığından ve Efendisinin karşısında zaten kendisini ölü kabul eden bir mürit olarak, ölü daha neden korkar bir varlığı yoktur hasebi ile hizmete devam diyoruz. Yarın huzuru ilahide insan olarak bazı şeyler karşımıza çıktığında konuştuklarımızdan pişman olmayalım veya yaşarken her şey gün yüzüne çıktığında insanların veya bir birimize bakmaya yüzümüz olsun. Allah (c.c.) bizi Efendiden ayırmasın.

 

Öyle Efendi (k.s.) ağzı ile de konuşan kimseler, sen razı değilsen, ben değilim de. Efendi ağzı ile konuşup kendi düşünce ve fikirlerini beyan etme. Biz biliyoruz senin ne davası peşinde olduğunu, samimi Müslümanlarında günahına girme. Bak bu insanlar iki şehit verdi. Bunlar nefsi için şan, şöhret için para pul için şehit olmadı. Sen ve senin gibi ahmakların yüzünden, yüzlerce, binlerce de gazi verdi.

 

Yaralı Müslüman gördüğünde hoşuna mı gidiyor, insanların beynini, gönlünü yaralıyorsun. Sıkıştığında da kimse hakkında bir daha konuşmayacağım diyorsun. Yüreğin Hızır Efendi (k.s.) gibi Bayram Hoca gibi şehit olmaya yetmiyor. Dokundular mı ağlıyorsun, bırak bu işi evinde tesbih çek, haksızlığın karşısında susan dilsiz şeytansa, bir Allah adamına iftira fitne nedir acaba?

 

Böyle yazılar zaman zaman yazıyorum ne savunmadır bu ne de şikayet. Bırakında bu kadar yazalım bizde etten kemikten insanız elbet.

 

1998’den önce başlayan fitne ve iftira 2013’te biter mi acaba zannetmemekle beraber bitmesini temenni ediyoruz.

 

Selam ve dua ile. Allah’a emanet olunuz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Fatih Medreseleri
Yorum yapın