Fatih Medreseleri

Fatih Medreseleri’nin Efendi Hazretlerimize (k.s.) Seslenişi


Ey gözbebeğimizin nuru, başımızın tacı, kalplerimizin ilacı, gönüllerimizin padişahı Efendi Hazretlerimiz (k.s.)…

 

Sen; bizim gözlerimizin bebeğinin nuru, dindarların önderi, dinin tacısın,

 

Sen; kalplerimiz üzerine nakış yapansın,

 

Sen; tevhid âleminin öylesine parlak bir güneşisin ki, bütün kâinatın zerreleri, senin pencerenden nurunu almaktadır,

 

Sen; aşk Kâbe’sine doğru yol alan kafilenin yegâne komutanısın,

 

Sen; aşka susamış âşıkların dudağında cana can katan aşk şarabısın,

 

Sen; safvet ve iyilik deryasının, dosdoğru yüzen yegâne balığısın,

 

Sen; Hal ile kâl’i, sözünle yaşantının arasını cemeden, birçoklarının yaptığı gibi kitap yazmak yerine adam yazan, Allah’ın hükümlerini tatbik ederek gezen bir kitabsın,

 

Sen; sustuğu halde konuşan, eserlerin ve hayırlarınla coşturan, eşi benzeri olmayan bir örneksin,

 

Sen; zamanındaki bütün velilerin başı, Şeyhül Meşayihsin,

 

Sen; Şahsında bir kişi olsan da marifetinde koca bir âlemsin. Senin sayende ümmet muhafaza edildiği gibi, büyük insanlarda muhafaza edilir.

 

Sen; Dünya ve ukba ehlinin gönlüne taht kurdu,

 

Sen; “Onlar görüldüklerinde, Allah’ı hatırlatırlar” hadis-i şerifini bizlere yaşatan zatsın,

 

Sen; “Ben o kulumu sevince, gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olurum” buyurulan, İslam ümmetinin sigortası, Allah erlerinin başı olan zatsın,

 

Sen; Şairin şu dizeleri kendisi için geçerli olan zatsın;

 

Su birikintisi, berrak bir şekilde sükûnete erdiğinde,

 

Rüzgârda onu dalgalandırmadığı zaman,

 

Hiç şüphesiz sema onda zahir olur,

 

Aynı şekilde güneş ve yıldızlarda zuhur eder,

 

Tecelli erbabı, Allah dostlarının da yüzü böyledir,

 

O yüzlerin safiyetinde, Allah görülür…

 

Sen; Kalbinde sadece Allah olan, Allah ile yaşayan, Allah dostu ve mahremisin,

 

Sen; Yaşayan evliyanın reisi, şeyhlerin dahi kendisine gelerek müridi olmak istediği, İslam Âlimlerinin ittifakla Hicri 15.Asrın, Miladi 21.Asrın Müceddidi ilan ettiği, Gavsı Azam, Kayyumi zamansın,

 

Sen; Hakikate erdirmede, tecellilere mazhar kılmada kalplerimizin kıblegahısın.

 

EY BENİM EFENDİM, CANIM EFENDİM!

Senin kalbin merkezdir, kaynaktır; Tecellilerin mazharı, merkezi ve kaynağıdır.

 

SENİN BAKIŞLARIN; Manevi hastalıklara devadır, ilaçtır.

 

SENİN SÖZLERİN; Kalp hastalarına şifadır.

 

SENİN SOHBETİN; Nurdur.

 

SENİN YOLUN; Diğer bütün yollardan üstündür.

 

SENİN AHLAKIN; Kur’an’ın ahlakıdır.

 

SENİN AHLAKIN; Peygamber (s.a.v.)’in ahlakıdır.

 

SENİN AHLAKIN; Allah’ın ahlakıdır.

 

SENİN ALLAH KATINDAKİ HÜRMETİN; Kâbe’nin hürmetinden daha üstündür.(Tirmizi: 2032-4/378).

Herkes Kâbe’ye âşık, Kâbe sana âşık. Herkes Kâbe’yi arzularken, Kâbe sana müştaktır.

 

SENİN ZAHİRİNE BAKAN; Zevklenir.

 

SENİN BATININI GÖREN; Felaha kavuşur.

 

SENİN BİR NAZARIN; İnsanı abad eder

 

SENİ TANIYAN; Allah’ı bilir.

 

Ya Rabbi! Bu nasıl iştir ki, Efendi Hazretlerini (k.s.) tanıyan seni buluyor. Seni bulamayan ise O’nu bilemiyor.

 

SENİN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ; Kalemle nasıl yazsın Kelamlar, Şairler, Edipler nasıl anlatabilsin, söylesin?

 

EY BENİM EFENDİM, CANIM EFENDİM!

 

Sana rağmen, sen sevilemezsin. Sen bir kişiyi sevmemişsen, onun seni sevebilmesi mümkün değildir.

 

Senin kalbini yıkmak, Kâbe’yi yıkmaktan kötüdür. Senin kalbinden düşmek, yedi kat semadan düşüp, parçalanmaktan daha beterdir.

 

 

Sana karşı çıkan, neticede Allah’a karşı çıkmış olur ve mağlup olmaya mahkûmdur. Çünkü Buhari hadisin de Allah’ımız sen ve senin gibiler için “Benim dostuma düşmanlık edenle, ben savaşırım” buyuruyor.

 

 

Sen bir kişiye buğz etmişsen artık o kişiye yeryüzü dardır. Melek bile olsa işi tehlikededir. (Mektubat 1. Cild Mektub Şeyhül İslam Hirevi k.s.)

 

 

Sen, razı olmadığın bir kişi ya da kuruma, nice zorluklarla oluşturduğun bu mümtaz cemaati heder ettirmezsin.

 

 

Hiç kimse, sana rağmen yürüyemez, büyüyemez. Senin yolunu kestiğin bir hareket, asla başarılı olamaz sultanım.

 

 

Senin yürüttüğün kervanı, senin önünü açtığın bir hareketi ise hiç kimse durduramaz, engelleyemez.

 

 

Ey Efendi Hazretlerimiz (k.s.) senin varlığında bizim varlığımızın olması yada bizim bir iddiamızın olması asla mümkün değildir.

 

Bizim için senin bir emrin ya da tavsiyen değil, bir işaret veya bir ima etmen bile, uğruna seve seve canımızı feda edeceğimiz katiyet ifade eder.

 

Senden ne gelirse, tutulması, yapılması gereken baş borcumuzdur. Senin bizim için muradının olduğu yerde, bizim kahır ya da lütuf diye bir tefrikimiz olamaz. Senin bizim için olan bu kararın ya da muradın, bizim için “iyidir, kötüdür, lehimedir, aleyhimedir” türünden hiçbir şekilde ifade kullanamayacağımız, hatta kalbimizden en ufak bir kıpırtıyla dahi muhasebesini yapmaya mecalimizin olmadığı bir katiyet arz eder. Çünkü senin ifadenin olduğu yerde, bizim kelle lisanımız değil, kalbimizin lisanı susar.

 

Bu milletin, bütün insanlığın, hepimizin sana ihtiyacı var Sultanım. Bu milletin yediği yemekten, içtiği sudan, aldığı nefesten daha çok; senin gösterdiğin ve yaşayarak örnek olduğun Hak Dine Ehli Sünnet vel Cemaat Mezhebi inancına ve ameline sahip olmaya ihtiyacı vardır. Bu millet artık itikatta bulanık ifadelerden, amelde karışık fetvalardan, davranışta riyakâr insanlardan ve dünyevi menfaatleri ön planda tutan hocalardan çok hem de çok çekti ve bıktı usandı artık. Öyleyse bu millete dinini öğretecek çare senin bize öğrettiklerindir.

 

Sultanım bugün senin bize yüklediğin vazife, senin bizleri yükselttiğin konum Peygamber (s.a.v) aramızda olsaydı “Böyle yapacaksınız, burada duracaksınız” dediği çalışmadır.

 

Bu camiada kimin ne tür bir güzelliği ve başarısı varsa; hepsi senin eserindir sultanım.

 

Kimin de bir kusuru, eksiği varsa, kendi nefsindendir…

 

Buna rağmen bizler nefsani yanlışlarımızdan sebep seni çok üzdük sultanım. Benden bir şey olmaz. Ondan bir şey olmaz diyerek seni üzdük. Sana akıl öğretmeye kalkışarak seni üzdük. Senin ve senden sebep ihvanın olan kendimizin kıymetini bilmeyerek seni üzdük…

 

Sen dururken başkalarından etkilenerek seni üzdük…

 

Senin ideallerini, hassasiyetlerini, şuurunu, ciddiyetini tam manasıyla idrak edemeyerek seni üzdük.

 

Her şeye rağmen bizim hayattaki en büyük idealimiz;

 

Senin ideallerini tüm Dünya’da yaşatmak,

 

Senin yüzünü güldürecek, senin gönlünü ferahlatacak, çalışmaların adamı olmak,

 

Senin derdinin dertlisi, senin davanın çilekeşi, senin yolunun yolcusu olmaktır.

 

Ayrılık, gayrılık, fitne ve fesat yolunda değil, senin ideallerin uğrunda yaşayıp, ölmektir.

 

EY BENİM EFENDİM, CANIM EFENDİM

Bizler senin denizinin balıklarıyız. Aynı zamanda senin sevgin ve medhü senalarınla doluyuz! Tıpkı ağzına kadar değerli incilerle dolu sedefler gibi.

 

Senin denizinde boğulanın, şeref ve itibarı artar,

 

Bizler, senin ferah denizinde edebiyyen garkolalım,

 

Ümidimiz O’dur ki; Hiçbir vakit bu denizden çıkmayalım.

 

EY BENİM EFENDİM, CANIM EFENDİM

Bizler, sana olan sevgimiz daimi olduğu sürece,

 

Kainatın bütün zulümat ve kederleri üzerimize dökülse de, ne gam, ne keder, hiç aldırmayız.

 

Bizim için asıl gam, asıl keder ve asıl felaket gönlümüze ve kalbimize dağlar kadar feyiz ve nurlar yağsa da, senin sevginden kıl kadar ayrı kalmamızdır.

 

Ve Siz Ey Değerli Cemaatimiz Aziz Davanın Aziz Savunucuları MÜSLÜMANLAR, KARDEŞLER!

Hayat kısa, yapılacak işlerimiz çok. Tarih bizden Ümmet bizden, insanlık bizden çok büyük sorumluluklar bekliyor. Tek bir fert, tek bir cemaat, tek bir talebe, tek bir hoca ve tek bir dakika kaybede bilme lüksümüz yok!

 

Zevke dalmak şöyle dursun vaktimiz yok mateme, davranın zira gülünç olduk cümle aleme.

 

İLİM, MEDRESE, CAMİA, EFENDİ HAZRELERİMİZ VE İNSANLIĞA HİZMET YOLUNDA, KESİNTİSİZ ÇALIŞMA GAYRETİ İÇİNDE OLMALIYIZ

Yaptığımız ve yapacağımız her çalışma Efendi Hazretlerimizi takdim, O’nu tanıtmaktadır.

 

Bugün İslam’ın takdiminde, yaşanmasında, yaşatılmasında, eğitiminde, öğretiminde, vitrinde biz varız.

 

BAŞKASI YOK! BU MİLLETE DİNİNİ BİZ ÖĞRETECEĞİZ!

Biz yaparsak olacak,

 

Biz çalışırsak, bu millet çalışır,

 

Biz yatarsak, herkes yatar.

 

Sen kendi etkilenmeni bırak! Başkalarının senden nasıl etkilendiğine bak! Başkalarını nasıl etkilediğine bir bak!

 

“Benden bir şey olmaz”, “ondan bir şey olmaz” deme! Hiç kimse, nefsani yanlışlıklarından ötürü, Efendi Hazretlerinin şu kadrosundan bir ferdin düşmesini istemesin.

 

Bir kişinin lekelenmesi, herkesin aynı değerlendirilmesine sebep olabilir.

 

Yargısız infazlarda, iftira, gıybet, haset, fitne ve fesatlarla birbirimizle didişmelerle şu cemaatin yürümesine artık kimse engel olmasın.

 

“Gayemiz Allah, görev sahamız tüm dünya, hedef kitlemiz ise bütün insanlık” diyerek, yeryüzünün tamamına Kur’an’ın nurlu ışığını yaymak için Fatih Medreseleri olarak çalışmalarını sürdüren bizler;

 

Allah’a güvenip, sabretmenin, Efendi Hazretlerimizin sözünü dinleyip, O’nun ideallerinden zerrece taviz vermemenin, ekip çalışması ve takım ruhu içinde kadrolar kurup, kadrolar yönetmenin nice zorlukları aşıp, Mevla Teala’nın çok özel yardım ve ikramlarını, Efendi Hazretlerimizin ise kesintisiz himmetlerini celp etmekte ne denli etkili olduğunu kurulduğumuz 1986’dan beri, özellikle de son 13 senedir yakını olarak müşahede ettik ve etmeye devam ediyoruz da.

Çalışana hiçbir engel yok!

 

Kim ne çalışmışsa, mutlaka karşılığını görür.

 

Hatta bizatihi Mevla’mızın özel yardımları Efendi Hazretlerimizin himmetleri üzerine oluk oluk akar.

 

Öyleyse Ey Kardeşler!

 

Efendi hazretlerimizin ifadesiyle: Bir daha gelin olmak yok! O yüzden gelin dedikoduyu, fitne ve kargaşayı, haset ve fesadı bırakarak şimdi ne yapmamız gerekiyorsa, hangi kalitede Efendi Hazretlerimizin davasının adamı, derdinin dertlisi, hocası, ihvanı, muhibbanı olmamız gerekiyorsa, işte fırsat, şimdi olalım, ilerisi dahası yok!

 

Gelin canlar bir olalım! Birlik olalım! Sevelim, sevilelim dünya kimseye kalmaz! Fitneden bütün alem mahzun, tefrikadan kimseye kar yoktur. Birlikte rahmet, ayrılıkta azab vardır, anlayışla hareket edelim! Toptan Allah’ın ipine sarılarak, Hakiki ihvan kardeşliğinin tesisine bir katkıda da biz bulunalım ve böylece Efendi Hazretlerimizi (k.s.) memnun etmenin çabalarını sergileyelim.

 

EY EFENDİ HAZRETLERİMİZ

Allah’ım seni koruyup gözetsin,

 

Senin nefesini üzerimizde daim etsin.

 

Senin bereketlerin ve yardımlarımla bize fayda versin,

 

Seni başımızdan eksik eylemesin,

 

Ömrüne ömür katsın,

 

Allah’ım bizi senden, seni Efendi babamızdan, cümlemizi Efendimiz (s.a.v.)’den ayırmasın,

 

Ya Rabbi! Efendi Hazretlerimizi bizden razı eyle bizden yana O’nun yüzünü ak eyle! Hayattaki bütün çalışmalarımız da ve özellikle bu çalışmamızda O’nun gönlünü ferahlatacak, yüzünü güldürecek çalışmaları bizlere nasip eyle,

 

Ya Rabbi! Efendi Hazretlerimizin ihlasını, şuurunu, ciddiyetini, hassasiyetini bizlere ikram eyle,

 

O’nun ahlakını, O’nun samimiyetini, her zerresini her zerremize ikram eyle,

 

Hayatımız boyunca varlığımızda O’nu var edebilmeyi cümlemize ikram eyle,

 

Ya Rabbi! Efendi Hazretlerimizin kitaplara yazılmayan, ibarelere sığmayan sırlarının ve hakikatlerinin tamamını bizlere ihsan eyle,

 

Kavlen, Fiilen, itikaden, amelen, zahiren, batinen, tıpkısı tıpkısına, aynısı aynısına Efendi Hazretleri olabilmeyi, Efendi Hazretlerimiz nasıl adam yetiştirmek istiyorsa öyle olabilmeyi cümlemize ikram eyle,

 

Ya Rabbi! Senlik-benliği, ayrılık-gayrılığı, fitne ve fesadı artık sona erdir. Fitneden bütün alem mahzun, tefrikadan kimseye kar yok!

 

Birlikte Rahmet, ayrılıkta azab vardır.

 

Zaman birlik olma zamanıdır, zaman kardeş olma zamanıdır, zaman Allah’ın ipine topluca sarılma zamanıdır.

 

Ya Rabbi! Hakiki ihvan kardeşliğini, rıza makamında bir bakışı ve teslimiyeti, şanına layık zati muhabbetleri bütün ihvanımız arasında kurabilmeyi bizlere nasip eyle.

 

Hesapları bozan, hesapsızca sevgiyi, Ashabca, mümince ve Allah için sevgiyi, Zeyd bin Desine (r.a.) gibi sana, Rasulüne ve Efendi Hazretlerimize ölümüne sevdalı olabilmeyi, böylesi nesiller yetiştirmeyi, böyle toplumlar kurabilmeyi bizlere ihsan eyle.

 

145128052013

Fatih Medreseleri
Yorum yapın
    1. İsminiz diyorki;

      sinan erdeme spor salonuna bekliyoruz efendi hazretlerim