patent
Alemlere Rahmetsin Ya Resulullah | Fatih Medreseleri 1986'dan beri hizmetinizde...
Fatih Medreseleri

Alemlere Rahmetsin Ya Resulullah


2101201317838

23 Ocak 2012 Çarşamba’yı, Perşembe’ye bağlayan gece, Âlemlere rahmet olarak gönderilen, Peygamberler peygamberi, Kâinatın Efendisi, Habibi Zişan, Resulü Kibriya Efendimizin mübarek kutlu doğum haftasıdır.

 

İnsanlığı karanlıktan aydınlığa çıkarmak, batılı yok etmek ve hak olan İslam dinini insanlara tebliğ etmek için, bütün insanlığa son peygamber olarak gönderilmiştir.

 

Canlılar içinde ilk olarak Hz. Muhammed (s.a.v)’in ruhu yaratıldı. Hak Teâlâ; “Her şeyi Senin için yarattım, Sen olmasaydın, hiçbir şeyi yaratmazdım” buyurdu. Tevrat, İncil ve Zebur’da övülüp müjdelenmiştir.

 

Peygamber Efendimizin dünyaya teşrifi sırasında, dünyada harikulade bir takım olaylar meydana gelmiştir. Hz. Âmine validemiz Efendimize hamile olunca, bütün putlar yüzüstü devrildi. Bütün şeytanlar ve sihir yapan büyücüler aciz kalıp, işlerini yapamaz oldular.

 

Efendimiz (s.a.v) dünyaya gelince de bütün putlar yıkıldı. Doğduğu gece, Kisra’nın sarayının sütunları yıkıldı. Mecusilerin bin yıldan beri yanan ateşi söndü. Save gölünün suyu kurudu.

 

Safiye Hatun anlatır; Doğduğu gece 6 alamet gördüm: “Doğar doğmaz Allah’a secde etti. Başını kaldırıp “La ilahe illallah inni Resulüllah” dedi. Her taraf aydınlandı.

 

Yıkayacaktım, “Biz Onu yıkadık” diye bir ses işittim. Göbeği kesilmiş ve sünnet edilmiş gördüm. Sırtında nübüvvet mührü vardı. İki küreği ortasında “La ilahe illallah Muhammedün Resulüllah” yazılı idi.”

 

PEYGAMBER EFENDİMİZİN FAZİLETLERİ

 

Âdem (a.s), “Arşta gördüğü nurun mahiyetini sual etti. Hak Teâlâ buyurdu ki;

 

-“Bu nur, gökte Ahmed, yerde Muhammed denilen, zürriyetinden bir peygamberin nurudur. O olmasaydı, seni de, yer ve gökleri de yaratmazdım.” Mevla Teâlâ;

 

-“Ey Resulüm! İbrahim’i Halil (dost), seni de Habib (sevgili) edindim. Senden daha sevgili hiç bir şey yaratmadım. Senin, benim indimdeki yüksek derecenin bilinmesi için dünyayı ve dünya ehlini yarattım. Sen olmasaydın, kâinatı yaratmazdım.”

 

Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki,Âdem (a.s) Cennetten çıkarılınca;

 

-“Ya Rabbi! Muhammed (s.a.v)’in hürmetine beni affet” diye dua etti. Allah-ü Teâlâ ise,

 

-“Ya Âdem, O’nu henüz yaratmadım. Nereden bildin?” buyurdu. Âdem (a.s)’de;

 

-“Arşta “La ilahe illallah Muhammedün Resulüllah” yazılı olduğunu gördüm. Anladım ki, şerefli isminin yanına ancak en çok sevdiğinin, en şerefli olanın ismini layık görürsün” dedi. Allah-ü Teâlâ buyurdu ki;

 

-“Ya Âdem! Doğru söyledin. O bana insanların en sevgilisidir. O’nun hürmetine dua ettiğin için seni affettim. Eğer Muhammed (s.a.v) olmasaydı, seni yaratmazdım.” (Taberani)

Diğer bir hadis-i şerifte ise Efendimiz (s.a.v); “Allah-ü Teâlâ, İbrahim’i “Halil” edindiği gibi beni de “Halil” edindi” buyurmuştur. Şu halde Peygamber Efendimiz hem “Habib”dir, hem “Halil”dir.

 

Çocuk iken, başı hizasında bir bulut gölge yapardı. O’na salavat okumak, ayet-i kerime ile bildirildi. Kelime-i şehadette, ezanda, ikamette, namazdaki teşehhüdde, birçok dualarda ve Cennette Allah-ü Teâlâ, O’nun ismini kendi isminin yanına koymuştur.

 

Allah-u Teâlâ, O’nu kendisine “Habib” (sevgili) yaptı, herkesten daha çok sevdi. Kimseden bir şey öğrenmemiş iken, Allah-ü Teâlâ O’na, her ilmi, her üstünlüğü verdi. Her yerde, her zaman mübarek kalbi, hep Allah-ü Teâlâ ile idi.

 

Allah-u Teâlâ, bütün peygamberlere; “Ya Âdem, ya Musa, ya İsa” diyerek ismi ile hitap ederken, O’na; “Ya Eyyühen Nebiyyü, ya Eyyüher Resul” diye özel hitap ediyor.

 

Namazda otururken, “Esselam-ü Aleyke Eyyühen Nebiyyü ve Rahmetullahi” okuyarak, O’na selam vermek emrolundu. Namazda, başka bir Peygambere böyle söylenmedi. Her Peygamber kendi milletine, Efendimiz ise her millete gönderilmiştir. Her Peygamber, iftiralara kendisi cevap verdi, fakat Efendimize yapılan iftiralara Allah-ü Teâlâ cevap verdi.

 

Mübarek teri, gül gibi güzel kokardı. Uzun kimselerin yanında iken, onlardan yüksek görünürdü. Güneş ve Ay ışığında gölgesi yere düşmezdi. Taş üstüne basınca, izi kalır, kum üstünde iz bırakmazdı. Sözü çok vecizdi. Az kelime ile çok şey anlatırdı. Ashabının hepsi, peygamberler hariç, bütün insanlardan üstündür. O’nun ümmeti de bütün ümmetlerin en üstünüdür. O’nun mübarek ismini taşıyan mümin Cennete girer. O’nu ve ehli beytini sevmek farzdır.

 

Mevla Teâlâ kitabı Kur’an-ı Kerimde buyuruyor ki; “Resullerden kimisini kimisine üstün kıldık.” (Bakara, 253) “Nebilerden bazısını bazısından üstün kıldık.” (İsra, 55)

 

Bu iki ayet-i kerime de, peygamberlerden bazısının, diğerinden üstün olduğunu göstermektedir. Fetih suresinin, “Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Resulünü hidayet ve hak din ile gönderen O’dur” mealindeki 28. ayeti de Resulünün en üstün olduğunu göstermektedir. Resulüllah, her peygamberden üstün olduğu gibi, ashabı da diğer ashabdan, ümmeti de diğer ümmetlerden üstündür.

 

Kur’an-ı Kerimde Mevla’mız Resulüllah Efendimizin ve ashabının faziletlerinden şöyle bahsediyor; “Muhammed (s.a.v), Allah’ın peygamberidir. O’nunla birlikte bulunanlar (Ashab), kâfirlere karşı şiddetli ve birbirlerine karşı merhametlidir.” (Fetih, 29)

 

“Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz.” (Al-i İmran, 110)

 

Musa (a.s), bu ümmetin faziletini Tevrat’ta okuyunca,

 

-“Ya Rabbi! Bu hayırlı ümmete beni peygamber olarak gönder” diye dua etti. Cenab-ı Hak da;

 

-“Onlar Ahmed’in (s.a.v) ümmetidir” buyurdu. Hz. Musa;

 

-“Ya Rabbi, Ahmed’in ümmeti için bu kadar nimet ihsan ettin, beni de O’nun ümmetinden eyle” diye dua etti.

 

Hz. Musa gibi büyük bir Peygamberin, bu ümmetten olmayı istemesi, Peygamber Efendimizin ve O’nun ümmetinin üstünlüğünü göstermektedir.

ÂLEMLERİN RAHMET VE UYARICISI

 

 

Kur’an-ı Kerim baştan sona kadar Resulüllah Efendimizi övmektedir. Bu konudaki âyet-i kerimelerden bazılarının mealleri şöyledir:

 

* “Biz, Seni, âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya, 107)

* “De ki, Ey insanlar! Ben, Allah’ın hepiniz için gönderdiği Resulüyüm.” (Araf, 158)

* “Biz, Seni, bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik fakat insanların çoğu bunu bilmez.” (Sebe, 28)

* “Rabbin sana (çok nimet) verecek, Sen de razı olacaksın!” (Duha, 5)

* “Allah ve melekleri, Resule salavat getiriyor, iman edenler, siz de salavat getirin.” (Ahzab, 56)

 

İncil’in aslında Efendimizin (s.a.v) vasıfları, üstünlükleri yazılıydı. Bunları bilen İsa (a.s)’da, Musa (a.s) gibi, Hz. Muhammed’in ümmetinden olmak için çok yalvardı. Dua etti ve bu duası da kabul oldu. Allah-ü Teâlâ, Onu diri olarak göğe yükseltti. Kıyamete yakın tekrar yeryüzüne inecek, İslam dinine ve Peygamberimize uyacak ve yayacaktır.

 

Bu ümmetin üstünlüğünü bildiren bir hadis-i şerif meali de şöyledir: “Allah-ü Teâlâ, bu ümmeti şu üç halden emin etti:

 

1-) Bu ümmet Peygamberinin, (diğer Peygamberlerin kavimlerine yaptıkları gibi) bedduası ile mahvolacak değildir.

 

2-) Kâfirler, (Ne kadar çok olursa olsun) bu ümmeti mahvedecek kadar galebe edemez.

 

3-) Bu ümmet dalalet üzerinde (sapık bir yolda, sapık bir mezhepte) birleşmez. Allah’ın rahmeti (salih) cemaatle beraberdir. “Salih Müslümanların çoğunluğuna tabi olun. Böyle Müslümanların çoğunluğundan ayrılan Cehenneme gider.” (Ebu Davud)

 

Böyle güzel bir peygamberin ümmeti olmak, bizler için çok büyük bir şereftir. Resulüllah Efendimizin hayatına baktığımızda, bizler için çok dua etmiş ve çok yalvarmıştır. Peki, bizler böyle garip bir zamanda Resulüllah Efendimiz için ne yaptık? Ne gibi fedakârlıklarda bulunduk? Efendimize layık bir ümmet olabildik mi? Kendimizi bir hesaba çekelim! Böyle mübarek bir gecede, kâinatın aydınlandığı bir gecede, bizlerde kendi hayatımızı, ailemizi ve çevremizi aydınlatalım İnşallah.

 

Bu duygu ve düşüncelerle tüm İslam âleminin mübarek Mevlid Kandilini tebrik eder, hayırlara, barış ve kardeşliğe vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ederim.

 

Resulullah (s.a.v) Efendimize layık bir ümmet olabilmek dileğiyle, hepinizi Allah’a emanet ediyorum.

 

 

hbrr2101201317838

Yorum yapın

Beykoz escort